HPV enfeksiyonu, yani Human Papilloma Virus, kadınlarda ve erkeklerde oldukça sık görülen viral enfeksiyonlardan biridir. HPV’nin birçok farklı tipi vardır. Bazı tipleri genital siğile neden olurken, bazı yüksek riskli tipleri rahim ağzı hücrelerinde değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle HPV yalnızca genital siğil açısından değil, rahim ağzı kanseri taraması, HPV DNA testi, smear testi, kolposkopi ve gerektiğinde servikal biyopsi açısından da değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur.
HPV pozitifliği veya genital siğil tanısı almak hastalar için kaygı verici olabilir. Ancak HPV enfeksiyonlarının büyük kısmı bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde kontrol altına alınabilir. Dünya Sağlık Örgütü, HPV’nin çok yaygın olduğunu, çoğu kişide belirti vermediğini ve enfeksiyonların önemli bir kısmının bağışıklık sistemi tarafından temizlenebildiğini belirtmektedir. Bununla birlikte kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonları, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere bazı kanser türleriyle ilişkili olabilir.
HPV, deri ve mukozaları etkileyebilen bir virüstür. Bugüne kadar 200’den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bunların bir kısmı ellerde ve ayaklarda siğil yapabilirken, yaklaşık 40 kadar tipi genital bölgeyi etkileyebilir. Genital HPV tipleri genel olarak düşük riskli HPV tipleri ve yüksek riskli HPV tipleri olarak iki grupta değerlendirilir.
Düşük riskli HPV tipleri, özellikle HPV 6 ve HPV 11, genital siğillerin büyük kısmından sorumludur. Anogenital siğillerin çoğu düşük riskli HPV 6 veya HPV 11 ile ilişkilidir. Yüksek riskli HPV tipleri ise özellikle HPV 16, HPV 18 ve bazı diğer tiplerdir; bu tipler rahim ağzı hücrelerinde kanser öncüsü değişikliklere neden olabilir.
HPV’nin önemli özelliklerinden biri, enfeksiyonun çoğu zaman belirti vermemesidir. Kişi HPV taşıdığını fark etmeyebilir ve yıllar sonra yapılan HPV DNA testi, smear testi veya genital siğil oluşumu ile tanı alabilir. Bu nedenle HPV tanısı, her zaman yeni bulaş anlamına gelmez; virüs uzun süre sessiz kalabilir.
HPV en sık cinsel temasla bulaşır. Vajinal, anal veya oral ilişki sırasında; ayrıca genital bölge cilt teması ile de bulaş mümkündür. Kondom kullanımı bulaş riskini azaltır, ancak HPV genital bölgede kondomun kapatmadığı alanlarda da bulunabileceği için tam koruma sağlamaz.
HPV tanısı almak, kişinin mevcut ilişkisinde mutlaka yakın zamanda bulaş olduğu anlamına gelmez. Virüs aylar veya yıllar boyunca sessiz kalabilir. Bu nedenle HPV pozitifliği veya genital siğil varlığı, tek başına ilişki süresi ya da partner sadakati hakkında kesin yorum yapılmasına izin vermez.
HPV enfeksiyonu çoğu kişide hiçbir belirti vermez. Bazı kişilerde genital bölgede siğil, kaşıntı, kabarıklık, ilişki sırasında rahatsızlık veya nadiren kanama görülebilir. Yüksek riskli HPV tipleri ise genellikle belirti oluşturmaz; rahim ağzındaki hücresel değişiklikler çoğu zaman yalnızca smear testi, HPV DNA testi, kolposkopi veya servikal biyopsi ile saptanır. Bu nedenle düzenli jinekolojik muayene ve rahim ağzı kanseri taraması önemlidir.
Genital siğil, çoğunlukla düşük riskli HPV tiplerinin neden olduğu, genital bölgede ortaya çıkan kabarıklık veya lezyonlardır. Kadınlarda dış genital bölgede, vajina girişinde, vajina içinde, rahim ağzında, kasık bölgesinde veya anüs çevresinde görülebilir.
Genital siğiller tek tek küçük kabarıklıklar şeklinde olabileceği gibi, birden fazla ve karnabahar benzeri görünümde de olabilir. Bazı siğiller çok küçük olduğu için hasta tarafından fark edilmeyebilir. Bazı hastalarda kaşıntı, yanma, hassasiyet, ilişki sırasında rahatsızlık veya kanama görülebilir.
Genital siğiller çoğu zaman kanserle ilişkili olmayan düşük riskli HPV tiplerinden kaynaklanır. Ancak genital siğil varlığı, kişinin başka HPV tipleriyle de karşılaşmış olabileceğini dışlamaz. Bu nedenle özellikle kadın hastalarda smear testi, HPV DNA testi ve jinekolojik değerlendirme önemlidir.
Genital siğil tedavisinde amaç, görünen siğilleri ortadan kaldırmak, şikâyetleri azaltmak ve lezyonların yayılmasını kontrol etmektir. Ancak genital siğil tedavisi, HPV virüsünü tamamen vücuttan yok eden bir tedavi değildir.
Genital siğil tedavisinde kullanılabilecek yöntemler şunlardır:
Kriyoterapi, siğillerin sıvı azot ile dondurulmasıdır. Küçük ve sınırlı siğillerde tercih edilebilir.
Koterizasyon, siğillerin elektrik enerjisi ile yakılarak temizlenmesidir. Yaygın veya dirençli lezyonlarda uygulanabilir.
Kimyasal tedaviler, hekim tarafından uygulanan özel solüsyonlarla siğil dokusunun tahrip edilmesini amaçlar.
Cerrahi çıkarma, büyük, yaygın veya tedaviye dirençli siğillerde tercih edilebilir.
Lazerle genital siğil tedavisi, özellikle çok sayıda, yaygın, tekrarlayan veya ulaşılması zor bölgelerdeki siğillerde etkili bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Tedavi seçimi; siğillerin sayısına, büyüklüğüne, yerleşim yerine, gebelik durumuna, hastanın bağışıklık sistemine ve daha önce uygulanan tedavilere göre kişiye özel belirlenir.
Lazerle genital siğil tedavisi, siğil dokusunun lazer enerjisiyle hedeflenerek yok edilmesini amaçlayan modern bir tedavi yöntemidir. Özellikle dış genital bölgede, vajina çevresinde, anüs çevresinde veya yaygın lezyonlarda tercih edilebilir.
Lazer tedavisinin avantajı, siğil dokusunun kontrollü şekilde hedeflenebilmesi ve çevre sağlıklı dokunun mümkün olduğunca korunabilmesidir. İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılabilir. Siğillerin sayısı ve yaygınlığına göre işlem süresi değişebilir. Tedavi sonrası bölgede hafif kızarıklık, kabuklanma, hassasiyet veya geçici yanma hissi olabilir.
Lazer tedavisi siğilleri ortadan kaldırabilir; ancak HPV virüsü ciltte veya mukozada bir süre daha kalabileceği için siğiller tekrarlayabilir. Bu nedenle tedavi sonrası düzenli kontrol, bağışıklık sistemini destekleyen yaşam tarzı ve gerekli hastalarda HPV aşısı değerlendirmesi önemlidir.
HPV pozitifliği, kişinin rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. HPV pozitifliği, rahim ağzında hücresel değişiklik yapma potansiyeli olan bir HPV tipiyle karşılaşıldığını gösterir. Özellikle yüksek riskli HPV tipleri kalıcı hale gelirse, zaman içinde rahim ağzı hücrelerinde değişikliklere neden olabilir.
Rahim ağzı kanseri taramasında en sık kullanılan testler smear testi ve HPV DNA testidir. Smear testi rahim ağzındaki hücrelerin değerlendirilmesini sağlar. HPV DNA testi ise yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını araştırır.
HPV pozitifliği saptandığında takip planı; hastanın yaşı, smear sonucu, HPV tipi, daha önceki test sonuçları ve risk durumuna göre belirlenir. Özellikle HPV 16 veya HPV 18 pozitifliği, anormal smear sonucu, tekrarlayan HPV pozitifliği veya şüpheli rahim ağzı muayene bulguları varsa kolposkopi gerekebilir.
Kolposkopi, rahim ağzının özel büyütmeli bir cihazla detaylı incelenmesidir. Kolposkopi sırasında rahim ağzı, vajina ve gerekirse dış genital bölge büyütülerek değerlendirilir. Bu işlem özellikle smear testi anormal çıktığında, yüksek riskli HPV pozitifliği saptandığında veya rahim ağzında şüpheli bir görünüm olduğunda yapılır.
Kolposkopi bir tedavi değil, tanısal değerlendirme işlemidir. Amaç, rahim ağzında kanser öncüsü hücre değişikliği olup olmadığını anlamaktır.
Kolposkopi genellikle muayenehane veya klinik şartlarında yapılabilen kısa süreli bir işlemdir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda hazırlanır. Vajinaya spekulum yerleştirilerek rahim ağzı görünür hale getirilir. Kolposkop cihazı vajinanın içine girmez; dışarıdan büyütmeli görüntü sağlayarak rahim ağzının detaylı incelenmesine yardımcı olur.
İşlem sırasında rahim ağzına özel solüsyonlar uygulanır. Bu solüsyonlar, anormal hücrelerin daha belirgin hale gelmesini sağlar. Şüpheli bir alan görülürse küçük bir doku örneği alınabilir. Bu işleme servikal biyopsi denir.
Kolposkopi sırasında hafif rahatsızlık, batma, kramp veya biyopsi alınırsa kısa süreli kanama olabilir. İşlem sonrası hastaların çoğu günlük yaşamına kısa sürede dönebilir. Biyopsi alınmışsa birkaç gün hafif lekelenme veya kahverengi akıntı olabilir.
Servikal biyopsi, rahim ağzından küçük bir doku örneği alınarak patolojik incelemeye gönderilmesidir. Kolposkopi sırasında şüpheli bir alan görülürse, bu bölgeden biyopsi alınarak hücre değişikliğinin derecesi netleştirilir.
Servikal biyopsi, HPV’nin rahim ağzında oluşturabileceği değişiklikleri anlamak için önemlidir. Patoloji sonucunda CIN 1, CIN 2, CIN 3 gibi rahim ağzı hücre değişiklikleri saptanabilir.
Servikal biyopsi her HPV pozitif hastada gerekli değildir. Biyopsi kararı, muayene ve kolposkopi bulgularına göre verilir. Genel olarak şu durumlarda servikal biyopsi gerekebilir:
Smear testinde anormal hücre değişiklikleri saptanması, özellikle ASC-H, HSIL, AGC gibi daha dikkatli değerlendirme gerektiren sonuçlarda biyopsi gündeme gelebilir.
HPV 16 veya HPV 18 pozitifliği, rahim ağzı kanseri açısından daha yüksek riskli kabul edilen tipler olduğu için kolposkopik değerlendirme gerektirebilir.
Tekrarlayan yüksek riskli HPV pozitifliği, virüsün kalıcı hale gelme ihtimalini düşündürebilir.
Kolposkopide şüpheli alan görülmesi, biyopsi için en önemli nedenlerden biridir.
Rahim ağzında muayenede şüpheli lezyon, kanama veya düzensiz görünüm saptanması durumunda da biyopsi planlanabilir.
HPV aşısı, HPV’ye bağlı rahim ağzı kanseri, bazı diğer genital kanserler ve genital siğillerden korunmada en önemli yöntemlerden biridir. Aşı, mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez; ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruyucu olabilir.
HPV aşısı en yüksek koruyuculuğu, cinsel temas başlamadan önce yapıldığında sağlar. Bununla birlikte cinsel aktif kişilerde de yaş ve risk durumuna göre hekim değerlendirmesiyle uygulanabilir. HPV aşısı, virüsle karşılaşmadan önce uygulandığında en yüksek koruyuculuğu sağlar. Aşı 11–12 yaşlarında rutin olarak önerilir; ancak 9 yaşından itibaren yapılabilir. Daha önce aşılanmamış kişilerde 26 yaşına kadar uygulanması önerilir. 27–45 yaş arasındaki kişilerde ise HPV aşısı kararı, bireysel risk durumu değerlendirilerek hekimle birlikte verilmelidir.
HPV aşısı yalnızca kadınlar için değil, erkekler için de önemlidir. Çünkü HPV erkeklerde de genital siğil, anal bölge lezyonları, penis kanseri ve baş-boyun bölgesi kanserleriyle ilişkili olabilir. Ayrıca toplumda HPV bulaşının azalmasına katkı sağlar.
HPV aşısının doz şeması hastanın yaşına, bağışıklık durumuna ve kullanılan aşı protokolüne göre değişebilir. 15 yaşından önce başlanan aşılamada genellikle 2 doz; 15–26 yaş arasında başlananlarda ise 3 doz aşılama yapılması önerilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde 3 doz şema önerilebilir.
Kişiye en uygun doz ve zamanlama için jinekolojik muayene sırasında aşı öyküsü, yaş, HPV durumu ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.
Evet, HPV pozitif olan kişilerde de HPV aşısı bazı durumlarda değerlendirilebilir. Ancak burada önemli nokta şudur: HPV aşısı mevcut enfeksiyonu veya mevcut genital siğili tedavi etmez. Aşının amacı, kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruma sağlamaktır.
Bu nedenle HPV pozitifliği olan hastalarda aşı kararı; yaş, HPV tipi, daha önceki aşılanma durumu, smear sonucu, kolposkopi bulguları ve cinsel yaşam öyküsü dikkate alınarak verilmelidir.
HPV virüsünü doğrudan vücuttan temizleyen kesin bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavi, HPV’nin neden olduğu klinik durumlara yöneliktir. Yani genital siğil varsa siğiller tedavi edilir; rahim ağzında kanser öncüsü lezyon varsa bu lezyon takip edilir veya tedavi edilir.
Dünya Sağlık Örgütü de HPV enfeksiyonunun kendisi için mevcut bir tedavi olmadığını; ancak genital siğiller, rahim ağzı kanser öncüsü lezyonları ve HPV’ye bağlı hastalıkların tedavi edilebildiğini belirtmektedir.
HPV yönetiminde bağışıklık sistemi de önemlidir. Sigaranın bırakılması, düzenli uyku, dengeli beslenme, stres yönetimi, eşlik eden enfeksiyonların tedavisi ve düzenli jinekolojik takip, HPV’nin klinik etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.
HPV takibinde tek bir standart yaklaşım her hasta için uygun değildir. Takip planı; hastanın yaşı, HPV tipi, smear sonucu, daha önceki testleri, kolposkopi bulguları ve bağışıklık durumuna göre belirlenir.
Bazı hastalarda yalnızca belirli aralıklarla HPV DNA testi ve smear takibi yeterli olabilir. Bazı hastalarda kolposkopi gerekir. Kolposkopide şüpheli alan görülürse servikal biyopsi yapılır. Biyopsi sonucunda düşük dereceli değişiklikler saptanırsa takip tercih edilebilir; ileri dereceli değişikliklerde ise LEEP, konizasyon veya benzeri tedaviler gündeme gelebilir.
Önemli olan, HPV pozitifliği nedeniyle panik yapmak değil; düzenli ve doğru takip ile riskli değişiklikleri erken saptamaktır.
Genital siğil tedavisi sonrası bölge temiz ve kuru tutulmalıdır. Hekimin önerdiği süre boyunca cinsel ilişkiden kaçınmak gerekebilir. Tedavi alanında kabuklanma, hafif yanma veya hassasiyet olabilir. Siğiller tamamen iyileşene kadar bölgeyi tahriş eden ürünlerden uzak durulmalıdır.
Evde bilinçsizce siğil yakıcı ürünler kullanmak, asitli maddeler uygulamak veya lezyonları koparmaya çalışmak doğru değildir. Bu tür uygulamalar yanık, yara, enfeksiyon ve iz gelişimine neden olabilir.
Siğiller tekrarlayabileceği için kontrol muayenesi önemlidir. Özellikle yaygın siğil, sık tekrar, gebelik, bağışıklık sistemi zayıflığı veya rahim ağzında HPV pozitifliği olan hastalarda düzenli takip önerilir.
Hayır. HPV bir virüstür. HPV pozitifliği kanser anlamına gelmez. Ancak bazı yüksek riskli HPV tipleri, uzun süre kalıcı olursa rahim ağzı hücrelerinde kanser öncüsü değişikliklere neden olabilir.
Genital siğiller çoğunlukla düşük riskli HPV 6 ve 11 ile ilişkilidir ve genellikle kanserle ilişkili değildir. Ancak genital siğili olan bir kişide başka HPV tipleri de bulunabileceği için jinekolojik takip önemlidir.
Birçok kişide HPV bağışıklık sistemi tarafından zamanla kontrol altına alınır ve testlerde saptanamaz hale gelebilir. Ancak bazı kişilerde enfeksiyon kalıcı olabilir ve düzenli takip gerektirir.
Bazı siğiller kendiliğinden küçülebilir; bazıları büyüyebilir, çoğalabilir veya yayılabilir. Siğillerin büyümesi, yayılması veya partner bulaşı açısından değerlendirme ve tedavi önerilir.
Lazer tedavisi mevcut siğilleri ortadan kaldırabilir. Ancak HPV virüsü bir süre daha dokuda kalabileceği için siğiller tekrarlayabilir. Düzenli kontrol ve bağışıklık desteği önemlidir.
Kolposkopi genellikle hafif rahatsızlık veren bir işlemdir. Biyopsi alınırsa kısa süreli batma, kramp veya hafif kanama olabilir.
Hayır. Servikal biyopsi, smear sonucu, HPV tipi, kolposkopi bulgusu ve hastanın risk durumuna göre gerekli görülürse yapılır.
Hayır. HPV aşısı mevcut siğili veya mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez. Ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir.
Evet. HPV aşısı rahim ağzı kanseri riskini azaltır; ancak düzenli rahim ağzı taramasının yerini almaz. Aşılanmış kişiler de hekim önerisine göre smear ve HPV testlerini yaptırmalıdır.
Sorularınız, randevu talepleriniz veya herhangi bir konuda bilgi almak için formu doldurun ya da aşağıdaki iletişim bilgilerini kullanın.
Teşvikiye Mahallesi, Valikonağı Caddesi, No:52/5 Nişantaşı, İstanbul
0(212) 225 1500
dilekpolat@gmail.com
Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00
Cumartesi: 09:00 - 12:00
Formu doldurun, sizi arayalım
